Anlamsal İngilizce Çeviri ve Sözcüğü Sözcüğüne Çeviri

Newmark bilimsel yapıtlarda “anlamsal çeviri” sınıflamasıyla özellikle “sözcüğü sözcüğüne” çeviriyi desteklerken, Roller’inn hiyerarşik sırayla düz anlamsal, yan anlamsal, metinsel ve sonunda dil kuramsal eşdeğerliği yakalamak amacıyla yer değiştirme, açımlama, kısaltma gibi kimi sözcüğü sözcüğüne olmayan yöntemleri desteklemesi çelişki yaratır. Bu çelişkinin temel nedeni de, Roller’in çevirmenin bu yöntemlere başvurmasının hedefinin biçimsel eşdeğerliği yakalamak olduğunu savunmasıdır. Öte yandan, günümüzde “eşdeğerlik” kavramının metnin amacı ve türüne göre biçimsel, anlamsal, biçemsel ve edimsel eşdeğerlik şeklinde genişlediği görülür. Ne var ki, bu yelpazede temel amaç, sözcük düzeyinden başlayarak kaynak metne biçimsel açıdan sadık kalmaktır ve bunu sağlayabilmek için çoğu zaman doğru İngilizce sözlük kullanımı da bir gereklilik olarak ortaya çıkmaktadır. Örneğin, yazınsal metinler ve bilimsel metinlerin çevirisi aynı zamanda kaynak kültüre özgü belge niteliğine sahip olduğundan, bu metinlerin çevirisinde çevirmen ilk aşamada kaynak metne biçimsel açıdan eşdeğer bir metin ortaya koymayı hedefler.Evrensel anlamda eşdeğerlik arayışına girmek ise, erek kültüre özgü unsurları gözden kaçırabilir. Bir başka deyişle, kaynak metinle dilsel olarak “birebir eşdeğerlik” arayışı çeviri serbestliğini kısıtlar. Bundan böyle, eşdeğerlik ölçütüne dayalı dilbilimsel yaklaşımlarda kaynak metin ana belirleyici olarak erek kültüre özgü metin türü geleneklerinin de göz ardı edilmesine yol açar. Bu durumda hem işlevsel açıdan, hem de çevirinin özgün yapıtla arasındaki bağı yadsımaması açısından eşdeğerlik kavramının hangi süreçlerden geçtiği kısaca şu şekilde sıralanabilir:

1- Eşitlik aşaması: Kaynak metinle erek metin arasında birebir eşdeğerlik düşüncesinden yola çıkılır. Örneğin, ilk Kutsal Kitap çevirilerinde metinde sözcük sıralamasının bile kutsal bir önemi olduğu düşüncesi egemen olmuştur.
2- Benzerlik aşaması: Birbiriyle aynı dil ailesinden gelmeyen dillerde ara süreç olarak “çevirilemezlik” kavramının gündeme gelmesiyle birlikte çeviride ”eşitlikten” çok “benzerlik” olabileceği düşüncesinin ortaya çıkması aşamasıdır.
3- Farklı düzlemlerde eşdeğerlik aşaması: Eşdeğerliği sadece dil düzleminde sınırlı tutmak yerine, biçemsel ve edimsel düzlemlerde de tanım yapma aşamasıdır. Örneğin İngilizce çeviri yaparken, orijinal dilin yapısı biçimsel ve edimsel olarak ele alınmalıdır.
4- Farklı eşdeğerlik aşamalarının hiyerarşik sıralamaya konulması aşaması: Yukarıda olduğu gibi farklı düzlemlerde eşdeğerlik tanımlarına girmek yerine çevirinin amacına ve bağlamına uygun olarak her düzlemde eşdeğerliğin aşamalı olarak yerine getirilmesi düşüncesinin yaygınlaşması aşamasıdır. Örneğin, edimsel etkiyi yaratmak üzere biçimsel, anlamsal ve biçemsel eşdeğerliği de çevirmenin göz önünde bulundurmasıdır. Chesterman’in eşdeğerlik kavramına dayalı söz dizimsel, anlamsal ve edimsel şeklindeki sınıflandırması da çeviri işlemlerinde aşamalı olarak farklı işlemlerin uygulandığının bir göstergesidir.
5- Eşdeğerliğe çevirmenin karar verme aşaması: Bu son aşama çevirmenin profesyonel konuma çıktığı aşamadır. Kuşkusuz eşdeğerlik kavramının bu şekilde bir süreçten geçmesi, bir başka deyişle, evrilmesi beraberinde çevirmenlerin farklı stratejiler geliştirmelerine neden olur.Türkçe çeviri yaparken de aynı durum geçerlidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir